İran’da aylar önce başlayan ve 2026’nın ilk günlerinde etkisini daha da artıran protestolar, yalnızca Tahran sokaklarını değil, küresel diplomasiyi de hareketlendirdi. Rejim karşıtı gösteriler büyürken, sürgündeki Pehlevi Hanedanı’ndan dikkat çeken bir çıkış geldi. İran’ın son şahının büyük oğlu Rıza Pehlevi, hem İran halkına hem de ABD Başkanı Donald Trump’a seslenerek, “İran’ı yeniden büyük yapma” çağrısında bulundu. Bu sözler, kısa sürede dünya basınının manşetlerine taşındı.
İran sokakları kaynıyor, gözler Pehlevi’ye çevrildi
2025’in son günlerinde ekonomik kriz ve özgürlük talepleriyle başlayan gösteriler, 2026’ya girilirken rejimi zorlayan bir toplumsal harekete dönüştü. Ülkenin farklı kentlerinde güvenlik güçleriyle protestocular arasında yaşanan gerilim, İran yönetiminin üzerindeki baskıyı artırdı. Bu süreçte uzun süredir sessiz kalan Rıza Pehlevi, sürgünden yaptığı açıklamalarla yeniden gündemin merkezine yerleşti.
Pehlevi, özellikle gençlere ve sokaktaki kitlelere hitap ederek, protestoların sürekliliğinin kritik olduğunu vurguladı. Rejimin çözülme belirtileri gösterdiğini savunan Pehlevi, bu sürecin yarım bırakılmaması gerektiğini dile getirdi.
“Geçiş sürecinde sorumluluk almaya hazırım” mesajı
Rıza Pehlevi’nin açıklamalarında en dikkat çeken noktalardan biri, liderlik vurgusu oldu. Kendini doğrudan bir iktidar alternatifi olarak sunmaktan kaçınsa da, olası bir geçiş döneminde aktif rol üstlenebileceğinin sinyalini verdi. Pehlevi, nihai kararın İran halkına ait olduğunu vurgularken, “Benim görevim, bu sürecin düzenli ve şiddetten uzak bir şekilde ilerlemesine katkı sunmak” ifadelerini kullandı.
Bu sözler, Pehlevi’nin sadece sembolik bir figür değil, somut bir siyasi aktör olma niyetinde olduğu şeklinde yorumlandı.
Trump’a dikkat çeken çağrı: “İran’ı birlikte büyütelim”
Pehlevi’nin çıkışını küresel ölçekte yankı uyandıran asıl adım ise ABD Başkanı Donald Trump’a yaptığı çağrı oldu. ABD merkezli bir televizyon kanalına konuşan Pehlevi, Trump’ın siyasi sloganına gönderme yaparak, İran için stratejik bir ortaklık önerisi sundu. Mesajın tonu, doğrudan ve iddialıydı.
Bu çağrı, Washington-Tahran hattında uzun süredir devam eden gerilimin farklı bir boyuta taşınabileceği yorumlarını beraberinde getirdi. Pehlevi, uygun koşullar oluşması halinde ülkesine dönmeye hazır olduğunu da açıkça ifade etti.
Trump cephesinden temkinli yaklaşım
ABD Başkanı Trump ise Pehlevi ile olası bir görüşme ihtimali konusunda kapıyı tamamen kapatmadı, ancak temkinli bir dil kullandı. Trump, İran’daki gelişmeleri yakından izlediklerini ve kimin öne çıkacağının henüz netleşmediğini belirtti. Bu açıklama, Pehlevi’nin çağrısının Washington’da not edildiği şeklinde değerlendirildi.
Uzmanlara göre Trump’ın bu yaklaşımı, İran’daki güç dengelerinin netleşmesini bekleme stratejisi olarak okunuyor.
1979’dan bugüne uzanan sürgün hikâyesi yeniden gündemde
Rıza Pehlevi’nin çıkışı, ister istemez 1979 İran Devrimi’ni yeniden hatırlattı. O dönemde babası Muhammed Rıza Pehlevi’nin ülkeyi terk etmesiyle sona eren 2 bin 500 yıllık monarşi, İran tarihinde derin bir kırılma yaratmıştı. Devrim sonrası Pehlevi ailesi, yıllarca farklı ülkelerde sürgün hayatı yaşadı.
Bugün, aradan geçen yaklaşık yarım asrın ardından, Pehlevi soyadının yeniden İran’ın geleceğiyle anılması, tarihin ironik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Dünyanın gözü İran’da: Süreç nereye evrilecek?
Tahran’dan yükselen protesto görüntüleri, sadece Orta Doğu’yu değil, Avrupa ve ABD başkentlerini de yakından ilgilendiriyor. İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde düzenlenen dayanışma eylemleri, İran’daki krizin küresel yankısını ortaya koyuyor.
Rıza Pehlevi’nin mesajları, bu sürecin yalnızca iç dinamiklerle sınırlı kalmayacağını, uluslararası aktörlerin de devreye girebileceğini gösteriyor. Önümüzdeki haftalar, İran için olduğu kadar dünya siyaseti için de kritik gelişmelere sahne olabilir.
