ABD’nin Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği dikkat çekici askeri operasyonun ardından, dünya gündemine bomba gibi düşen gelişmeler yaşanıyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonulmasının hemen ardından yaşananlar, perde arkasında yürütülen diplomasi trafiğini gözler önüne serdi. Özellikle Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında gerçekleşen görüşme, Venezuela’nın geleceğine dair birçok sorunun da fitilini ateşledi.
Maduro Krizi Sonrası ABD’den İlk Temas: Delcy Rodriguez’e Sürpriz Telefon
Nicolas Maduro’nun alıkonulmasından yalnızca birkaç dakika sonra, yeni geçici yönetimin başına geçen Delcy Rodriguez’e gelen ABD araması, olayların tesadüfi değil, detaylı bir planın parçası olduğunu düşündürdü. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bizzat gerçekleştirdiği bu telefon görüşmesinde, Venezuela’ya yönelik kritik talepler ve diplomatik mesajlar iletildi.
ABD’den Sert Talep: “Çinli, Rus, Kübalı ve İranlı Yetkilileri Sınır Dışı Edin!”
The New York Times’ın iddiasına göre, Rubio, ABD Kongresi’nde 5 Ocak’ta yapılan gizli oturumun ardından Venezuela’nın yeni yönetimiyle temasa geçti. Görüşmede, Rodriguez’den özellikle dört ülkeye mensup askeri ve istihbarat yetkililerinin Venezuela topraklarından çıkarılması istendi. Bu ülkeler sırasıyla: Çin, Rusya, Küba ve İran.
ABD, bu dört ülkenin Venezuela’daki etkinliğinden duyduğu rahatsızlığı açıkça ortaya koydu. Ancak diplomasi dili sert olsa da, bazı dış temsilciliklerin ülkede kalabileceği mesajı verilerek, geçici yönetime esneklik sinyali de verildi.
Rodriguez, ABD Baskısına Nasıl Yanıt Verdi?
Delcy Rodriguez’in tutumu, kaynaklara göre iki yönlüydü: Hem ülkesinin bağımsızlığını savunan kararlı bir duruş sergiledi hem de Washington’la köprüleri tamamen yakmayan bir yaklaşım benimsedi. Özellikle petrol ihracatı konusunda ABD ile yeniden iş birliği yapılabileceğine dair sinyaller verilmesi, ekonomik olarak zor durumda olan Venezuela’nın yeni bir döneme girebileceğini gösterdi.
“Maduro’yu Kaçırmadılar, Teslim Ettiler” İddiası Gündemi Sarstı
Olayların yankısı Latin Amerika’da da büyük olurken, Kolombiya eski Devlet Başkan Yardımcısı Francisco Santos’tan gelen açıklama, adeta gündemi altüst etti. Santos, Maduro’nun kaçırılmadığını, bizzat yakın çevresi tarafından ABD’ye teslim edildiğini iddia etti. En dikkat çeken suçlama ise Delcy Rodriguez’e yöneltildi. Rodriguez’in, Maduro’nun alıkonulmasına yardımcı olduğu ve geçiş sürecini koordine ettiği öne sürüldü.
Bu iddialar henüz doğrulanmasa da, Venezuela iç siyasetinde güç dengelerinin tamamen değiştiğini gözler önüne seriyor.
Trump’ın Venezuela Operasyonu: Bir Devlet Başkanı Böyle Mi Yakalanır?
Olayların merkezinde ise ABD Başkanı Donald Trump’ın bizzat emriyle gerçekleştirildiği belirtilen operasyon yer alıyor. 3 Ocak sabahı Caracas’ta yankılanan patlama ve jet seslerinin ardından başlayan süreç, Maduro’nun alıkonulmasıyla sonuçlandı. Trump, yaptığı açıklamada Venezuela’ya yönelik bu operasyonun “büyük bir stratejik adım” olduğunu vurgularken, Maduro ve eşi Cilia Flores’in yargılanmak üzere ABD’ye götürüldüğünü duyurdu.
Aynı gün ABD Adalet Bakanı Pam Bondi de açıklamalarda bulunarak, Maduro hakkında uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı ve ağır silah bulundurma suçlamalarıyla dava açıldığını belirtti.
Venezuela’da Yeni Dönem Başladı mı?
Tüm bu gelişmeler Venezuela’nın kaderini şekillendirecek gibi görünüyor. Maduro sonrası dönemde Delcy Rodriguez’in nasıl bir yol izleyeceği, ABD ile ilişkilerin nasıl şekilleneceği, Çin, Rusya ve İran gibi ülkelerin bölgedeki varlıklarını nasıl sürdüreceği uluslararası dengeleri de etkileyebilir.
Venezuela halkı ise yaşanan bu ani değişimleri endişeyle takip ederken, geçici yönetimin ekonomik istikrarı sağlayıp sağlayamayacağı, Maduro’ya yönelik suçlamaların nereye varacağı ve Rodriguez’e yöneltilen ihanet suçlamalarının doğruluğu önümüzdeki günlerde netleşecek.
