İklim değişikliği gezegenin dengesini altüst etmeye devam ederken, Ocak 2026 Avrupa kıtası için son yılların en soğuk ayı olarak kayıtlara geçti. Bilim dünyasının resmi verilerle doğruladığı dondurucu tablo, bir yandan kuzeyde dondurucu soğukları getirirken diğer yandan güney yarımkürede kavurucu sıcaklıkları ve felaketleri beraberinde getirdi.
Avrupa buz kesti: Son 16 yılın en soğuk ocak ayı
Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) tarafından yayımlanan verilere göre, Avrupa bu yıl 2010’dan bu yana görülen en düşük sıcaklık ortalamalarına şahit oldu. Ortalama sıcaklıklar bazı bölgelerde -2.34°C seviyelerine kadar düşerken, başta Orta ve Doğu Avrupa olmak üzere birçok ülkede hayat durma noktasına geldi.
Kutup jet akımı etkisini artırdı
Uzmanlara göre bu sıra dışı soğukların başlıca nedeni, kuzey yarımkürede oluşan kutup jet akımı. Atmosferde yüksek irtifada esen bu güçlü rüzgar sistemi, soğuk hava dalgalarının güney enlemlere doğru sarkmasına neden oldu. “Kıvrımlı kutup jeti” olarak adlandırılan bu doğa olayı, Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Amerika’yı da etkisi altına aldı.
Güney yarımküre yangın ve sellerle boğuşuyor
Soğuklar yalnızca kuzeyi vurmadı; madalyonun diğer yüzü olan güney yarımküre ise tam anlamıyla ateş çemberine döndü. Avustralya, Şili ve Patagonya’da sıcaklıklar normalin çok üzerine çıkarak orman yangınlarını tetiklerken, Güney Afrika ve Mozambik’te ise şiddetli sel felaketleri yaşandı.
İklim çelişkisi bilim insanlarını endişelendiriyor
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) İklim Stratejisi Direktörü Samantha Burgess, yaşanan çarpıcı zıtlığa dikkat çekerek, “Ocak 2026, doğanın nasıl aynı anda hem buz gibi soğukları hem de yakıcı sıcaklıkları bir arada yaşatabileceğinin açık bir göstergesi oldu” sözleriyle sürecin ne denli tehlikeli olduğuna vurgu yaptı.
İklim sistemi alarm veriyor
Bu gelişmeler, iklim sistemindeki anormalliklerin artık daha sık ve daha şiddetli yaşandığını gözler önüne serdi. Bilim insanları, iklim krizinin etkilerinin artarak devam edeceğini, ani hava değişimlerinin, felaket düzeyinde sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Avrupa’nın donduğu, güneyin yandığı bu dönem, insanlığı bekleyen tehlikelerin yalnızca küçük bir yansıması olabilir.
