Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), milyonlarca kişinin uzun vadeli tasarruf ve yatırım aracı olarak tercih ettiği bir modelken, sisteme dair yapılan son düzenleme büyük bir sürpriz etkisi yarattı. Devlet katkısı oranı yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürüldü. 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe giren bu değişiklik, özellikle yıllık üst limitten ödeme yapan BES katılımcılarını doğrudan etkiledi. Artık devletin yaptığı katkı azalırken, sistemde kalmak ya da çıkmak arasında kalan katılımcılar için yeni bir strateji dönemi başladı.
40 bin TL’ye yakın kayıp: Yeni oranla hesaplar değişti
Geçtiğimiz döneme kadar brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamalarda, yıllık en fazla 396 bin 360 TL yatıran bir BES katılımcısı, 118 bin 908 TL devlet katkısı elde edebiliyordu. Ancak yeni düzenlemeye göre, aynı katkı payı için artık 79 bin 272 TL devlet katkısı alınabilecek. Bu da tam 39 bin 636 TL’lik bir kayıp anlamına geliyor.
Yani, yüksek tutarlarda katkı yapanlar için yeni sistem ciddi bir fark yaratıyor. Devlet teşvikinin cazibesinin azalması, bazı katılımcıları sistemden çıkmayı bile düşündürmeye başladı. Ancak uzmanlar, bu noktada dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulunuyor.
“Sistemi terk etmek çözüm değil” diyen uzmanlar ne öneriyor?
Katkı oranının düşmesiyle hayal kırıklığı yaşayan birçok kişi “Acaba BES’ten çıksam mı?” sorusunu sormaya başladı. Ancak uzmanlar bu düşüncenin ciddi ekonomik kayıplara yol açabileceği konusunda hemfikir. Çünkü BES’ten erken çıkışlarda devlet katkısının önemli bir kısmı geri alınıyor, ayrıca stopaj vergisi nedeniyle birikimden kesinti yaşanıyor.
BES, uzun vadeli birikim ve emeklilik için tasarlanmış bir sistem olduğundan, ani kararlar yerine bütçeye ve hedeflere uygun stratejiler geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Devlet katkısı düşmüş olsa da, sistem hâlâ vergi avantajı ve düzenli tasarruf alışkanlığı açısından birçok alternatif yatırım aracından daha güvenli bir yapıya sahip.
Fon tercihleri yeniden gözden geçirilmeli
Uzmanlara göre yeni dönemde en önemli konu, fon dağılımının doğru yapılması. Çünkü devlet katkısındaki azalma, sadece destek tutarını değil, birikimin reel getirisine olan etkisini de artırıyor. Bu nedenle yatırımcıların sadece güvenli limanlarda değil, enflasyona karşı koruma sağlayabilecek hisse senedi, altın, döviz ve değişken fonlar gibi enstrümanlara yönelmesi öneriliyor.
Fon dağılımını pasif bırakmak, mevcut ortamda reel getirinin erimesine neden olabilir. Bu sebeple BES katılımcılarının yılda en az birkaç kez portföylerini gözden geçirmesi, uzman tavsiyesi alması ve risk profiline uygun fonları tercih etmesi gerektiği belirtiliyor.
Katkı payını azaltmak da bir seçenek
Bütçesi daralan ya da sistemin yeni yapısından memnun olmayan kişiler için sistemden çıkmak yerine katkı payını azaltmak veya dondurmak daha mantıklı bir çözüm olarak gösteriliyor. BES’te katılımcı dilediği zaman katkı payını yeniden belirleyebiliyor ya da ödemelere geçici olarak ara verebiliyor. Bu sayede sistemde kalınarak hem mevcut haklar korunuyor hem de ileride yeniden avantajlı hale geldiğinde sisteme aktif katılım sağlamak mümkün oluyor.
Unutmamak gerekiyor ki, yüzde 20 devlet katkısı, bireysel yatırımda hâlâ ciddi bir avantaj anlamına geliyor. Faizsiz bankacılık, altın, döviz ya da diğer yatırım modelleri ile kıyaslandığında BES, düzenli ve disiplinli yatırım fırsatı sunması bakımından öne çıkmaya devam ediyor.
