Son dönemde kıymetli metallerde yaşanan yükseliş trendi, gümüş fiyatlarında tarihi zirveleri beraberinde getirdi. Kasım sonundan bu yana yüzde 13,5, 2024 başından itibaren ise yüzde 120’nin üzerinde değer kazanan gümüş, geçtiğimiz hafta ons başına 64,6 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Gümüşteki bu sert yükselişin arkasında birden çok faktör yer alıyor: arz sıkıntısı, endüstriyel kullanım, jeopolitik riskler, yatırımcı talebi ve küresel para politikaları…
Endüstriyel Talep Gümüşü Öne Çıkardı
Altından farklı olarak yalnızca yatırım aracı ya da mücevher olarak değil, endüstriyel alanlarda da yoğun şekilde kullanılan gümüş, özellikle elektronik, otomotiv ve güneş paneli sektörlerindeki talep artışıyla destekleniyor. Saxo Capital Markets Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, küresel gümüş talebinin yaklaşık %58’inin endüstriyel uygulamalardan geldiğini vurgulayarak bu yönüyle gümüşün piyasada ayrı bir yere sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Arz Tarafında Sıkıntılar Sürüyor
Gümüş, büyük ölçüde diğer madenlerin (özellikle kurşun ve çinko) yan ürünü olarak üretildiği için, arzı hızlı şekilde artırmak mümkün olmuyor. Bu da artan talebe rağmen arzın sınırlı kalmasına ve fiyatların hızla yükselmesine neden oluyor. Şanghay Vadeli İşlem Borsası’na bağlı depolardaki gümüş stoklarının 2015’ten bu yana en düşük seviyeye gerilemesi ve Londra’da gümüş kiralama oranlarının yüksek seviyelerde olması, bu arz sıkıntısını somutlaştıran veriler olarak öne çıkıyor.
Faiz İndirimleri ve Zayıf Dolar Etkisi
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yılı 3 faiz indirimiyle kapatması ve 2025’te de gevşek para politikasının süreceğine dair beklentiler, gümüş ve diğer değerli metallere olan yatırımcı ilgisini artırdı. Düşük faiz ortamı, getiri sağlamayan varlıklar için alternatif maliyetin azalması anlamına gelirken, aynı zamanda doların değer kaybetmesi de özellikle ABD dışındaki yatırımcılar için gümüşü daha cazip hale getirdi.
Jeopolitik Riskler ve Güvenli Liman Talebi
Tarih boyunca altınla birlikte “güvenli liman” olarak görülen gümüş, son dönemde jeopolitik gerginliklerin tırmanması ile birlikte bu rolünü tekrar kazandı. Özellikle Orta Doğu’daki krizler, Rusya-Ukrayna savaşı ve ticaret savaşlarına ilişkin endişeler, yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesini sağladı.
ABD Gümrük Vergisi Riski: Yeni Bir Katalizör
ABD yönetiminin, gümüşü “kritik mineraller” listesine dahil etmesi ve bu kapsamda “Section 232” soruşturmasıyla tarifeler getirmeye hazırlanması, piyasalarda gümüş arzına ilişkin yeni bir belirsizlik yarattı. Bu gelişme, ABD’de gümüş stoklarının artmasına, küresel çaptaki arz dengesinin ise bozulmasına neden oldu. Gümrük vergisi endişeleri, fiyatları yukarı taşıyan diğer önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.
Yatırımcılar “Fakir Adamın Altını”na Yöneldi
Özellikle Kuzey Amerika’da bireysel yatırımcıların gümüşe olan ilgisi hızla artıyor. Gümüş, zaman zaman “fakir adamın altını” olarak adlandırılıyor çünkü altına kıyasla daha düşük fiyatlı olması, küçük yatırımcılar için daha erişilebilir bir seçenek haline geliyor.
Hindistan gibi büyük pazarların da bu trende katılmasıyla birlikte küresel talep daha da güçlendi. Ülkenin emeklilik fonlarının, varlıklarının %1’ini altın ve gümüş ETF’lerine yatırmasına izin verilmesi, gümüşün finansal sistemdeki yerini daha da sağlamlaştırdı. Çin’in de benzer şekilde sigorta fonlarına altın yatırımı izni vermesi, Asya’da değerli metallere yönelik kurumsal talebi artıran bir diğer gelişme oldu.
Fiyatlarda Geri Çekilme Riski de Göz Ardı Edilmemeli
Her ne kadar yükseliş trendi etkileyici olsa da Capital Economics İklim ve Emtia Ekonomisti Hamad Hussain, bu rallinin devamının tamamen yatırımcı duyarlılığına bağlı olduğunu belirtiyor. Hussain’e göre, önümüzdeki 12 ay içinde yatırımcı hissiyatında bir değişim yaşanırsa, gümüş fiyatlarında sert bir düzeltme riski oluşabilir. 40-45 dolar seviyelerine kadar bir geri çekilme olasılığı göz ardı edilmemeli.
