Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde 13 Temmuz 2022 tarihinde yaşanan ve uzun süre “kaza” olarak değerlendirilen Zeki Ürkmez olayı, Şubat 2026’da tamamlanan iddianameyle birlikte yeni bir boyut kazandı. Kayısı bahçesinde ağır yaralı halde bulunan 58 yaşındaki Zeki Ürkmez’in ölümü, ilk kayıtlara “sulama kanalına düşme” şeklinde geçti. Ancak aradan geçen yaklaşık dört yılın ardından dosya, “kasten öldürme” suçlamasıyla mahkeme gündemine taşındı.
Kamuoyunun dikkatini çeken gelişmeler, Müge Anlı ile Tatlı Sert programında da ele alınan dosyada ortaya çıkan yeni delillerle birlikte hız kazandı. Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı rapor ve soruşturma kapsamında elde edilen ses kayıtları, olayın seyrini değiştiren başlıca unsurlar oldu.
Zeki Ürkmez Kimdir?
Zeki Ürkmez, Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde yaşayan ve geçimini tarımla sağlayan 58 yaşında bir çiftçiydi. Bölgedeki pek çok üretici gibi kayısı bahçesinde çalışan Ürkmez, ailesiyle birlikte sakin bir yaşam sürüyordu. Olay günü de bahçesini sulamak için araziye gittiği öğrenildi.
13 Temmuz 2022’de yakınları tarafından kayısı bahçesinde ağır yaralı halde bulunan Ürkmez, başından aldığı darbe nedeniyle bilincini kaybetmişti. İlk değerlendirmelerde sulama kanalına düşmüş olabileceği üzerinde duruldu. Ancak sağlık ekiplerinin müdahalesi sonrası hastaneye kaldırılan Ürkmez’in durumu, olayın sanılandan daha karmaşık olabileceğini ortaya koydu.
Kayısı Bahçesi Olayı Nasıl Yaşandı?
Olay, Doğanşehir’deki kayısı üretim alanlarından birinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Zeki Ürkmez, sulama işlemi sırasında ağır yaralı olarak bulundu. Başının arka kısmında ciddi travma tespit edilen Ürkmez, önce Malatya’daki hastaneye, ardından ileri tedavi için başka bir merkeze sevk edildi.
Yaklaşık 3,5 ay boyunca yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Ürkmez, bu süreçte bilincini geri kazanamadı. Ailesinin umutlu bekleyişi 28 Ekim 2022 tarihinde sona erdi. Ürkmez, doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti.
İlk aşamada olayın sulama kanalına düşme sonucu gerçekleştiği değerlendirildi ve dosya bu yönde işlem gördü. Ancak aile, başından itibaren olayın bir kaza olmadığını savundu.
Adli Tıp Raporu Ne Diyor?
Dosyanın seyrini değiştiren en önemli gelişmelerden biri, Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı rapor oldu. Raporda, Zeki Ürkmez’in ölümünün basit bir düşmeye bağlı olmadığı belirtildi. Uzman incelemesine göre Ürkmez’in başının arka kısmına künt bir cisimle vurulduğu, göz çevresinde de darbe izleri bulunduğu ifade edildi.
Bu tespitler, olayın bir kaza değil, dış müdahale sonucu gerçekleşmiş olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Raporda yer alan bulgular doğrultusunda savcılık dosyayı yeniden değerlendirmeye aldı.
Adli Tıp’ın “düşmeye bağlı ölüm” ihtimalini dışlaması, soruşturmanın yönünü tamamen değiştirdi. Böylece olay, “şüpheli ölüm” kategorisinden çıkarılarak kasten öldürme şüphesi kapsamında ele alınmaya başlandı.
Müge Anlı Zeki Ürkmez Dosyasında Neler Anlatıldı?
Olay, televizyon programı Müge Anlı ile Tatlı Sert’te de gündeme geldi. Programda aile üyeleri, Zeki Ürkmez’in komşularıyla su sırası nedeniyle husumet yaşadığını öne sürdü. İddialara göre, sulama sırası konusunda yaşanan anlaşmazlık uzun süredir devam ediyordu.
Programda dile getirilen iddialar ve kamuoyunda oluşan baskı, dosyanın yeniden incelenmesine katkı sağladı. Aile, özellikle iki ismi işaret etti: Duran Akçadağ ve Mustafa Akçadağ.
Aile fertleri, olayın arkasında bu kişilerin olabileceğini savunarak yetkililerden kapsamlı bir soruşturma talep etti.
Duran ve Mustafa Akçadağ Kimdir, Suçlamalar Neler?
Soruşturma dosyasında adı geçen Duran ve Mustafa Akçadağ’ın, Zeki Ürkmez ile aynı bölgede tarımla uğraştığı ve sulama suyu konusunda aralarında anlaşmazlık bulunduğu ileri sürüldü. İddianamede, taraflar arasında geçmişe dayalı bir husumetin olduğu bilgisine yer verildi.
Şüpheliler hakkındaki en dikkat çekici unsurlardan biri ise telefon kayıtları oldu. Soruşturma kapsamında elde edilen iletişim verileri, savcılığın iddianame hazırlamasında önemli rol oynadı.
Ses Kayıtlarında Ne Var?
Dosyaya giren telefon görüşmeleri, olayın kaza mı yoksa cinayet mi olduğu tartışmasını yeniden alevlendirdi. İddianamede yer alan bilgilere göre şüphelilerin kendi aralarında yaptığı konuşmalarda geçen bazı ifadeler dikkat çekti.
Özellikle “Uyansaydı bizi ele verirdi” ve “Malları hızlıca elden çıkaralım” şeklindeki sözler, savcılık tarafından delil olarak değerlendirildi. Bu ifadelerin, olayın bilinçli bir eylem sonucu gerçekleşmiş olabileceğine işaret ettiği öne sürüldü.
Ayrıca olay günü şüphelilerin ambulans çağırmak yerine başka kişileri aradığı da tespit edildi. Bu durum, soruşturma dosyasında şüpheli bir davranış olarak kayıtlara geçti.
Kasten Öldürme İddianamesi Nasıl Hazırlandı?
Şubat 2026’da tamamlanan iddianameyle birlikte dosya resmen “kasten öldürme” suçlaması kapsamında mahkemeye taşındı. Savcılık, Adli Tıp raporu, tanık beyanları ve telefon kayıtlarını bir arada değerlendirerek suçlamayı bu çerçevede şekillendirdi.
İddianamede, olayın planlı olup olmadığı, darbenin hangi koşullarda gerçekleştiği ve şüphelilerin olay sonrası tutumları detaylı şekilde ele alındı. Özellikle olay sonrası yapılan telefon görüşmeleri ve ifadeler, iddianamenin temel dayanakları arasında yer aldı.
Mahkeme Ne Zaman, Son Durum Ne?
Zeki Ürkmez’in oğlu Soner Ürkmez, babasının ölümüne ilişkin sorumluların belli olduğunu savunarak tutuklama kararının bir an önce uygulanmasını talep etti. Aile, adaletin gecikmeden sağlanmasını istiyor.
Mahkeme heyeti, dosyaya ilişkin karar duruşmasını 28 Nisan tarihine erteledi. Bu duruşmada, iddianamede yer alan delillerin değerlendirilmesi ve tarafların savunmalarının alınması bekleniyor.
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran Zeki Ürkmez olayı, özellikle Adli Tıp raporu ve ses kayıtları nedeniyle dikkatle takip ediliyor. İlk etapta “talihsiz bir kaza” olarak görülen olayın, yıllar sonra cinayet suçlamasıyla mahkeme gündemine gelmesi, dosyayı bölgenin en çok konuşulan davalarından biri haline getirdi.
