Ekonomi Ajansı’nın haberine göre, Acıbadem Eskişehir Hastanesi Endokrinoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Deniz Gökalp, diyabet hastalığının dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirterek, “Her 6 saniyede 1 kişi diyabet nedeniyle hayatını kaybediyor” dedi.
Diyabeti, “çeşitli nedenlerle pankreastan insülinin yetersiz salınması veya insülinin dokularda etkisini gösterememesi sonucu ortaya çıkan kan şekeri yüksekliği ile karakterize sistemik bir hastalık” olarak tanımlayan Prof. Dr. Gökalp, diyabetin artık çağın en yaygın kronik hastalıklarından biri haline geldiğini söyledi.
Tip 1 ve Tip 2 diyabet nasıl oluşur? Farkları nelerdir?
Diyabet, temel olarak Tip 1, Tip 2, gebelik diyabeti ve diğer spesifik tipler olmak üzere dört sınıfta inceleniyor.
Prof. Dr. Deniz Gökalp’e göre:
Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki beta hücrelerine saldırması sonucu gelişiyor. Bu nedenle insülin üretimi azalıyor veya tamamen duruyor. Genellikle çocukluk veya genç yaşta başlıyor.
Tip 2 diyabet ise daha çok yetişkinlerde görülüyor ve vücudun insüline direnç göstermesiyle ortaya çıkıyor. Yani pankreas insülin üretiyor ama hücreler bu insülini kullanamıyor.
Gökalp, “Tip 2 diyabet genellikle obezite, yanlış beslenme, stres ve hareketsiz yaşam tarzı ile ilişkilidir” diyerek risk faktörlerine dikkat çekti.
Diyabet dünya genelinde artıyor: Her 10 yetişkinden biri diyabetli
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 550 milyon kişi diyabet hastası.
Prof. Dr. Gökalp, “Her 10 yetişkinden biri diyabetli. Ne yazık ki her 3 kişiden biri diyabetli olduğunu bile bilmiyor” diyerek farkındalık eksikliğine dikkat çekti.
Türkiye’de de tablo endişe verici. Prof. Dr. Gökalp, “15 yıl önce yapılan araştırmalarda diyabet oranı yüzde 14 iken, bugün yüzde 20’ye ulaştı. Bu artış, toplumun yaşam tarzı değişiklikleriyle doğrudan bağlantılı.” dedi.
Kısacası, her 6 saniyede 1 kişi diyabetten hayatını kaybediyor. Bu, hastalığın sadece kronik değil, ölümcül sonuçlara da yol açabileceğini gösteriyor.
Diyabette kişiye özel tedavi dönemi başladı
Diyabetin artmasıyla birlikte tedavi yaklaşımları da değişti.
Prof. Dr. Deniz Gökalp, “Artık her hasta için aynı tedavi uygulanmıyor. Hastanın kalp hastalığı olup olmaması, obezite durumu, böbrek ve karaciğer fonksiyonları dikkate alınarak bireyselleştirilmiş tedaviler planlanıyor” dedi.
Son yıllarda geliştirilen SGLT2 inhibitörleri ve GLP-1 analogları, hem kilo kaybına destek sağlıyor hem de kalp ve damar hastalıklarının riskini azaltıyor.
Bu yeni nesil ilaçlar, klasik insülin tedavisinin ötesine geçerek hastalara daha kaliteli bir yaşam imkânı sunuyor.
Yapay pankreas nedir, nasıl çalışır?
Diyabet tedavisinde son dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, yapay pankreas teknolojisi.
Prof. Dr. Gökalp, “Yapay pankreas aslında gerçek bir organ değil, pankreasın görevini taklit eden akıllı bir insülin pompasıdır” dedi.
Derinin altına yerleştirilen bu cihaz, sürekli glukoz ölçümü yapan bir sensörle bağlantılı çalışıyor.
Sistem, hastanın yemek yemesi, egzersiz yapması, stres yaşaması gibi durumlarda kan şekeri düzeyini anlık olarak ölçüp uygun insülin dozunu otomatik olarak ayarlıyor.
“Yapay pankreas, Tip 1 diyabet hastaları için devrim niteliğinde bir gelişme” diyen Gökalp, sistemin 24 saat boyunca kan şekeri dalgalanmalarını takip ettiğini ve gerektiğinde insülin salınımını otomatik olarak durdurduğunu belirtti.
Bu teknoloji sayesinde hipoglisemi (şeker düşüklüğü) riski azalırken, hastaların yaşam kalitesi ve özgürlüğü artıyor.
Sürekli Glukoz Monitörizasyonu (SGM) sistemleriyle parmak delmeye son
Diyabet takibinde bir diğer yenilik de Sürekli Glukoz Monitörizasyonu (SGM) sistemleri.
Prof. Dr. Deniz Gökalp, bu yöntemin klasik “parmak delerek ölçüm” yöntemine son verdiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Cilt altına yerleştirilen küçük bir aparat, glukozu anlık olarak ölçüp kaydediyor. Böylece hem hasta hem de sağlık ekibi akıllı telefon uygulaması üzerinden glukoz seviyelerini canlı olarak görebiliyor.”
Bu sistem, kan şekeri düşme veya yükselme eğilimini önceden bildiriyor, dolayısıyla hasta ve yakınları erken müdahale etme fırsatı buluyor.
Özellikle çocuk hastalar ve yaşlı diyabetliler için büyük kolaylık sağlıyor.
Diyabette teknoloji devrimi: Akıllı telefonla kontrol
Yeni glukoz ölçüm sistemleri, sadece anlık veri sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yapay zeka destekli analizlerle kişiye özel raporlar da sunuyor.
Akıllı telefon uygulamaları sayesinde hastalar, gün içinde hangi yiyeceklerin veya aktivitelerin kan şekerini nasıl etkilediğini görebiliyor.
Prof. Dr. Gökalp, “Bu veriler, hem hastaya hem de doktora büyük kolaylık sağlıyor. Artık diyabet yönetimi sadece klinikte değil, cep telefonu üzerinden de yapılabiliyor” dedi.
Diyabet hastalığında beslenme ve yaşam tarzının rolü
Tedavinin sadece ilaçlardan ibaret olmadığını vurgulayan Gökalp, “Beslenme, egzersiz ve stres yönetimi diyabet kontrolünde en az ilaç kadar önemli” dedi.
Diyabet hastalarına şu önerilerde bulundu:
Rafine şekerden ve unlu gıdalardan uzak durun.
Düzenli yürüyüş yapın.
Uyku düzeninizi koruyun.
Sigara ve alkolden kaçının.
Ayrıca, diyabet hastalarının belirli aralıklarla göz, böbrek ve kalp kontrollerini yaptırmaları gerektiğini belirtti.
Diyabet farkındalığı hayat kurtarır
Prof. Dr. Deniz Gökalp’e göre, diyabetin en büyük sorunu geç teşhis edilmesi.
“Hastalığın erken döneminde belirti vermemesi nedeniyle birçok kişi diyabetli olduğunu yıllarca fark etmiyor. Oysa erken teşhisle komplikasyonların büyük bölümü önlenebilir.”
Bu nedenle Gökalp, toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti:
“Diyabet sadece bir şeker hastalığı değildir, kalp, böbrek ve sinir sistemini etkileyen çok yönlü bir hastalıktır. Farkındalık, tedavinin en önemli parçasıdır.”
