İstanbul
Açık
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
İsthaberler | Magazin | Oytun Erbaş’tan Şok Türkiye Kararı! “Artık Çekiciliği Kalmadı” Deyip Gidiyor

Oytun Erbaş’tan Şok Türkiye Kararı! “Artık Çekiciliği Kalmadı” Deyip Gidiyor

Prof. Dr. Oytun Erbaş, Hande Aydemir’in YouTube programında otizm araştırmalarından erkek beyni tartışmalarına kadar birçok başlıkta çarpıcı açıklamalar yaptı. “Türkiye’de yapacağımı yaptım” sözleri bilim dünyasında yeni bir tartışma başlattı.

Prof. Dr. Oytun Erbaş, Hande Aydemir’in YouTube programında otizm araştırmalarından erkek beyni tartışmalarına kadar birçok başlıkta çarpıcı açıklamalar yaptı. “Türkiye’de yapacağımı yaptım” sözleri bilim dünyasında yeni bir tartışma başlattı.

Oytun Erbaş’tan Şok Türkiye Kararı! “Artık Çekiciliği Kalmadı” Deyip Gidiyor
Okunma Süresi: 4 dk

YouTube’da yayınlanan Soley TV kanalındaki “Hande İle” programına konuk olan Prof. Dr. Oytun Erbaş, bilimsel çalışmaları ve toplumsal değerlendirmeleriyle gündem yarattı. Hande Aydemir’in sorularını yanıtlayan Erbaş, özellikle otizm üzerine yürüttüğü araştırmalarla ilgili sözleriyle dikkat çekti. Türkiye’de bilimsel üretimin sınırlarına değinen Erbaş, yurt dışı mesajı verdi.

Program boyunca otizmden hormonlara, erkek beyni tartışmalarından sosyal adalet vurgusuna kadar birçok başlık masaya yatırıldı.

“Otizm Bir Erkek Beyni Hastalığı”

Programda en çok konuşulan bölüm, Erbaş’ın otizm üzerine yaptığı değerlendirmeler oldu. Çalışmalarının odağında hormonlar ve nörobiyolojik farklılıklar olduğunu belirten Erbaş, şu ifadeleri kullandı:

"Otizm çalışıyorum. Östrojen otizmi engelliyor görüşü yoğunlaştı. Biz bir çalışma yayınlamıştık bu konuda. Otizm aslında bir erkek beyni hastalığı. Aşırı erkek beyni sorunu.

Onu biraz kadın hormonu yapmak lazım. Bir erkeğin beynini kadınlaştırabilirsen otizm çözülür. Ama bunu ayarında yapmak lazım, cinsiyet bölgesine müdahale olmamalı."

Bu sözler sosyal medyada kısa sürede gündem olurken, “erkek beyni”, “östrojen”, “otizm tedavisi” gibi anahtar kavramlar yeniden tartışmaya açıldı. Erbaş’ın yaklaşımı, nörobilim çevrelerinde farklı görüşlerin doğmasına neden oldu.

“Türkiye’de Yapacağımı Yaptım”

Programın en dikkat çeken anlarından biri ise Erbaş’ın Türkiye’deki bilimsel çalışma ortamına ilişkin değerlendirmesi oldu. Bilimsel ilerleme için kolektif yapının önemine vurgu yapan Erbaş, mevcut sistemin yeterince üretken olmadığını savundu.

"Otizm çalışmasında Türkiye'de yapacağımı yaptım. Daha fazla ileriye gidemem. Yurt dışına gideceğim. Daha kolektif merkezler lazım. Türkiye'de kolektif, bir arada çalışma yapılamıyor. Herkes müdür. Kimse müdürlüğünü bırakmak istemiyor, araştırmacı olmak istemiyor. Bir yerden sonra 'ben buralarda geziniyorum ama kararımı veremedim' noktasına geliyorum. Artık çekiciliği kalmadı buranın benim için."

Bu açıklamalar, “beyin göçü”, “bilimsel araştırma ortamı”, “kolektif merkezler” başlıklarını yeniden gündeme taşıdı. Erbaş’ın yurt dışı planı, akademik çevrelerde farklı yorumlara neden oldu.

Ev Hanımlarına Maaş Önerisi

Erbaş’ın açıklamaları yalnızca bilimle sınırlı kalmadı. Toplumsal adalet konusuna da değinen Erbaş, ev hanımlarına maaş bağlanması gerektiğini savundu.

"Mesela ev hanımlarını maaşa bağlasaydık adalet duygusu ortaya çıkacaktı. Çalışan kadınla ev hanımı arasındaki farkı kapatmanın yolu ev hanımına maaş bağlamaktır. Bugün bir beyaz yaka ile aynı maaşı almalıdır. İnsanın en temel duygusu adalet duygusudur. Adalette haksızlık yapıyorsan sorun çıkıyor. Karar verme süreçlerinden en önemi duygulardan birisi vicdan, birisi adalet."

Bu sözler, “ev hanımlarına maaş”, “toplumsal adalet”, “kadın emeği” başlıklarında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sosyal medyada farklı kesimlerden çok sayıda yorum geldi.

Erkek Beyni, Kumar ve Risk Davranışı

Programda gündeme gelen bir diğer başlık ise erkeklerin risk alma eğilimi oldu. Özellikle kripto para ve dijital dolandırıcılık olaylarında erkeklerin daha fazla risk grubunda yer aldığı iddiası üzerinden değerlendirmeler yapıldı.

"Kumar beyin için hazdır. İnsanın beynşnşi hacklemenin en temel yolu kumardır. Erkek beyni haz üzerine işler. Beyninin birçok bölgeseinde amaçsal haz vardır. Arabasıyla ilgilenmek, mekanikle ilgilenmek vs. Erkek beyni primitif hazlarla dolaşmıştır. Ama kadın beyni bir şeyi çözmek için yapmaya odaklıdır. Kadının bağımlılıkları da bunun üzerinedir. Stresli olduğu için alışveriş yapar mesela. Yani kadın davranışları belli mantık içindedir, erkek mantığı daha primitif haz odaklıdır. Bu yüzden kumar erkek beynine daha çok hitap eder."

Bu ifadeler, “erkek beyni”, “kumar bağımlılığı”, “risk alma davranışı” konularında geniş yankı buldu.

50 Yaşında Gebelik Mesajı

Erbaş, insan ömrünün uzaması ve yaşam kalitesinin artmasıyla birlikte doğurganlık yaşının da değişebileceğini savundu.

"Günümüzde insan yaşı ortalaması değişti, çok daha iyi durumdayız. Bugün Japonya'da ölüm yaşı 88 ve bu çok iyi. Gelecekte 50 yaşında gebeliklere hazırlıklı olun. Şu an çok iyi durumda konforlu yaşıyoruz. Artık yorulmuyoruz, duşumuzu alıp uzanıyoruz. Aşırı stres faktörleri vardı eskiden. İnsanlar eskiden 20 km boyunca tarlaya gidiyorlardı. Erkekte erkeğin dinginliğe eriştiği yaş 70 yaştır. 70 yaşındaki erkek mükemmel erkektir. Düzenli bir testostrn seviyesi vardır."

Bu sözler, “ileri yaş gebelik”, “yaşam süresi”, “testosteron” kavramlarını yeniden gündeme taşıdı.

“Erkeğin Gözyaşı Kadını Uzaklaştırır Mı?”

Programda ilişkiler ve biyolojik tepkiler de konuşuldu. Erbaş, erkek gözyaşı ve hormon ilişkisine dair şu değerlendirmeyi yaptı:

"Gözyaşındaki maddeye bağlı. Kortizon varsa kadın uzaklaşıyor. Testesteron varsa bu kadını çeker. Kavgadan sonra bir ağlama, afrodizyak etkisi yaratır. kadını etkiler. Korkak bir ağlama ayrı, testesteronik bir ağlama ise ayrıdır.

Testosteron adaleti sağlar. Hakimin testosteronı yüksekse daha adil kararlar veri. İyi babaların da yüksektir. Çok bağış yapan, yardımsever insanın da testosteronı yüksektir."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız