Boşanma davaları üzerine yaptığı yorumlarla dikkat çeken bir kadın avukatın açıklamaları, sosyal medyada adeta infial yarattı. Zina tanımı üzerine yaptığı değerlendirmede, karşı cinsten biriyle aynı evde bir gece kalmanın boşanma davasında "zina için yeterli delil" sayılabileceğini söyleyen avukat, özellikle aynı cinsle veya hayvanla yaşanan ilişkilerin hukuken zina sayılmadığını da ifade edince, tartışmaların fitilini ateşledi. Kadının sözleri kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.
“Akrabanız da olsa, bir gece aynı evde kalmak zina delilidir”
Açıklamalarıyla tepkileri üzerine çeken kadın avukat, boşanma davalarında zina iddialarının nasıl şekillendiğine dair yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Karşı cinsten biriyle, akrabanız bile olsa, bir geceyi aynı evde geçirmeniz boşanma davasında zina şüphesi için delil olarak kabul edilebilir. Cinsel birlikteliğin ispatına gerek yok.” Bu sözler üzerine birçok kullanıcı “Delil yetersizliği mi var yoksa özel hayat mı ihlal ediliyor?” sorusunu sormaya başladı. “Aynı cinsten biriyle ya da hayvanla ilişki hukuken zina değil” açıklaması şok etkisi yarattı
Avukatın en çok tepki çeken sözlerinden biri ise zina tanımına dair yaptığı çarpıcı yorum oldu. “Hukuken zina, yalnızca karşı cinsle yaşanan evlilik dışı cinsel ilişki olarak kabul edilir. Aynı cinsle yaşanan ilişki ya da hayvanlarla cinsel birliktelik, zina kapsamında değerlendirilmez.” ifadelerini kullanan avukat, hukuk sistemindeki bu ayrıntının altını çizdi. Söz konusu açıklama, çok sayıda kullanıcı tarafından “etik dışı”, “yanıltıcı”, “hukuki karmaşa yaratır” gibi yorumlarla eleştirildi. Bazı hukukçular ise bu ifadelerin Medeni Kanun'daki mevcut tanımlara dayandığını, ancak toplum vicdanında kabul görmediğini belirtti. Sosyal medya ikiye bölündü: “Hukuk mu, ahlak mı?”
Kadın avukatın yaptığı açıklama sonrası, özellikle zina kavramının dini, kültürel ve hukuki çerçevede farklı anlamlar taşıdığı gerçeği bir kez daha tartışmaya açıldı. Bir kesim, mevcut yasal düzenlemelerin çağın gerisinde kaldığını, aynı cinsle yaşanan ilişkilerin de evlilik bağını ihlal eden bir davranış olduğunu savunurken, diğer kesim hukukun özel yaşama müdahale sınırlarının aşılmaması gerektiğini ifade etti. Özellikle Twitter’da açılan başlıklarda “zina kavramının yeniden tanımlanması gerekiyor”, “özel hayatın gizliliği ihlal ediliyor”, “kadının açıklamaları yanlış anlaşılmaya çok açık” gibi yorumlar öne çıktı. Hukukçular uyardı: Delil olmadan yorum yapmak boşanma davalarını etkiler
Açıklamalarının ardından adeta lince uğrayan kadın avukata, bazı hukukçulardan da uyarı geldi. İstanbul Barosu’ndan Av. T.Y., “Zina, çok hassas ve özel bir iddiadır. Her iddia somut delillerle desteklenmeli. Toplumda zaten yıpratıcı olan bu süreçlerde, ‘aynı evde kalmak’ gibi yorumlar yanlış yönlendirmeye yol açabilir” dedi. Öte yandan cinsel yönelim üzerinden yapılan zina değerlendirmelerinin, hukuki değil ideolojik bir tartışma alanına çekilmesinden de endişe ediliyor. Uzmanlar, sosyal medyada hızla yayılan bilgi ve yorumların hukuki bilgi kirliliğine yol açtığını vurguluyor. Zina tanımı ve boşanma davalarında delil kriteri nedir?
Medeni Kanun’a göre zina, eşlerden birinin evlilik birliği dışında karşı cinsle cinsel ilişki yaşaması durumudur. Ancak, bu ilişkinin ispatı oldukça zordur. Genellikle görüntü, tanık, otel kayıtları, mesajlaşmalar gibi deliller ile desteklenmesi gerekir. Kadın avukatın “aynı evde bir gece geçirmek yeterlidir” çıkışı ise doğrudan zina değil, sadakat yükümlülüğünün ihlali kapsamında değerlendirilebilecek davranışlar içinde sayılabilir. Bu ayrımın net yapılmaması, hem boşanma sürecini karmaşık hale getiriyor hem de hukukla toplumsal değerler arasında çatışma yaratıyor.