İran sokaklarında başlayan ekonomik kriz protestoları, artık ülkeyi tam bir kaosa sürükledi. Rakamlar dehşet verici: Bin ölü, binlerce yaralı ve on binlerce gözaltı. Tahran yönetimi ise ABD'nin Orta Doğu'ya doğru ilerleyen uçak gemisi filosu nedeniyle alarm durumuna geçti. Peki bu gerginlik savaşa mı evrilecek?
Ekonomik Kriz Nasıl Sokak Ayaklanmasına Dönüştü?
Aralık ayının son haftasında Tahran'ın ünlü Büyük Çarşı'sında küçük bir esnaf eylemiyle başlayan olaylar, kısa sürede vahşi bir yangın gibi yayıldı. Tetikleyici neden İran parasının döviz karşısında yaşadığı dramatik erime oldu. Vatandaşlar marketlerde temel gıda maddelerinin fiyatlarının katlanmasına, maaşlarının anında değer kaybetmesine sessiz kalamadı. Başlangıçta ekonomik talepler öne çıksa da eylemler hızla siyasallaştı. Halk sadece pahalılığı değil, yılların biriken öfkesini de sokaklara döktü. Tahran'dan başlayan dalga, kısa sürede İsfahan, Meşhed, Şiraz ve düzinelerce küçük kente ulaştı. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi ise bardağı taşıran son damla oldu. Trump'ın Tehditleri ve Uçak Gemisi Hamlesi Neler Değiştirdi?
Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşüyle birlikte İran politikası yeniden sertleşti. Protestoların şiddetlenmesiyle birlikte Trump yönetimi, Güney Çin Denizi'nde konuşlanmış olan USS Abraham Lincoln uçak gemisi saldırı grubunu ani bir kararla Orta Doğu'ya yönlendirdi. Bu hamle Tahran'da panik yaratırken, rejim derhal seferberlik ilan etti. Amerikan filosunun harekete geçmesi tesadüf değil. Washington, protestoları destekleyerek rejimi köşeye sıkıştırma stratejisi izliyor. Trump'ın sosyal medya hesaplarından yaptığı sert açıklamalar ise ateşe benzin döküyor. Tahran havalimanı saatlerce kapatıldı, askeri birliklerin konuşlanması hızlandırıldı. Devrim Muhafızları Kırmızı Alarm Durumunda
İran'ın en güçlü askeri yapısı olan Devrim Muhafızları, tüm birlikleriyle teyakkuza geçti. Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Karami'nin açıklamaları oldukça sert: "Hazırlık seviyemiz tavanda. Herhangi bir düşman hatasına anında ve kesin karşılık vereceğiz." Bu ifadeler, rejimin ne kadar gergin olduğunu gözler önüne seriyor. Askeri birlikler şehir merkezlerine yakın konumlara yerleştirilirken, hava savunma sistemleri aktif hale getirildi. Tahran ve diğer büyük kentlerde savaş uçaklarının alçak uçuşları vatandaşları tedirgin ediyor. Rejim, hem içerideki protestoları bastırmaya çalışıyor hem de dışarıdan gelecek olası bir saldırıya karşı pozisyon alıyor. Ölü Sayısı 2 Bin 615'e Yükseldi: Gerçek Rakam Daha Mı Yüksek?
ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'nın verilerine göre, protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 615'e ulaştı. İki bini aşkın kişi yaralandı, 18 bin 470 kişi ise gözaltına alındı. Ancak birçok bağımsız gözlemci bu rakamların gerçeği yansıtmadığını, özellikle küçük kentlerde yaşanan ölümlerin kayıt altına alınamadığını savunuyor. İnternet bağlantılarının kesilmesi, bilgi akışını ciddi şekilde engelliyor. Ocak ayının ilk haftasında Tahran'da yaşanan şiddetli çatışmaların ardından rejim, internet erişimini tamamen kapattı. Bu durum, gerçek boyutun dünya kamuoyundan gizlenmesine yol açıyor. Sosyal medyadan sızan görüntüler ise vahşetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Ortadoğu Yeni Bir Çatışmaya mı Sürükleniyor?
Bölge uzmanları, İran'daki iç karışıklığın dış müdahaleyle birleşmesi halinde kontrolden çıkabileceği konusunda hemfikir. ABD'nin askeri varlığını artırması, İsrail'in sessiz desteği ve bölge ülkelerinin belirsiz tutumu, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Trump'ın "maksimum baskı" stratejisine geri dönmesi, askeri bir çatışma riskini artırıyor. İran rejimi köşeye sıkışmış durumda. İçeride halk ayakta, ekonomi çökmüş, dışarıda ise ABD askeri tehdidi var. Tahran yönetiminin vereceği tepki, bölgenin kaderini belirleyebilir. Uzmanlar, İran'ın bölgedeki vekil güçleri devreye sokabileceği veya Körfez'deki Amerikan üslerine saldırı düzenleyebileceği ihtimalini dillendiriyor. Gelecek günler kritik önem taşıyor. Protestoların seyri, ABD filosunun pozisyonu ve rejimin vereceği tepkiler, sadece İran'ın değil tüm Ortadoğu'nun geleceğini şekillendirecek. Dünya ise nefesini tutmuş, bu gerilimin nasıl sonuçlanacağını izliyor.