ABD'nin Venezuela’ya yönelik tartışmalı operasyonunun yankıları tüm dünyada sürerken, Başkan Donald Trump'ın yardımcısı JD Vance’in açıklamaları adeta ortalığı karıştırdı. Vance’in canlı yayında dile getirdiği, "Venezuela'nın doğal kaynaklarını kontrol edeceğiz" sözleri, sadece diplomatik çevrelerde değil, küresel kamuoyunda da büyük tepkiyle karşılandı. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD özel kuvvetleri tarafından kaçırılması, bölgede siyasi bir depreme yol açarken, Amerika’nın bu hamlesinin perde arkası giderek daha da netleşiyor.
JD Vance'ten tartışma yaratan yanıt: “Amerikalılar için iyi bir şey”
Trump’ın sağ kolu olarak bilinen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Fox News'te katıldığı canlı yayında Venezuela operasyonuyla ilgili gelen bir soruya verdiği yanıtla şok etkisi yarattı. “Venezuela’daki bir diktatörü devirmek, ortalama bir Amerikalı’ya ne kazandırır?” sorusuna Vance, "Bu, Venezuela'nın muazzam doğal kaynaklarını kontrol etmemiz anlamına geliyor. Bu da Amerikalılar için iyi bir şey" diyerek, operasyonun asıl amacını açıkça ortaya koydu. Bu açıklama, daha önce Trump’ın Venezuela’ya dönük ekonomik çıkar odaklı açıklamalarını doğrular nitelikte olurken, uluslararası arenada “kaynak sömürüsü” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Maduro operasyonunun perde arkası: Askeri baskın, patlamalar ve kaçırılma iddiası
3 Ocak sabahı Venezuela'nın başkenti Caracas’ta duyulan patlamalar ve jet sesleri, ülkede büyük bir kaosun habercisi oldu. Kısa sürede ABD’nin Venezuela topraklarında sivil ve askeri tesisleri hedef aldığı iddiaları yayıldı. Ardından ABD Başkanı Trump yaptığı açıklamayla, Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in yurt dışına çıkarıldığını, Maduro’ya yönelik çok sayıda ağır suçlamanın dosyada yer aldığını duyurdu. ABD Adalet Bakanlığı, Maduro’nun “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, yasadışı silah bulundurma” gibi suçlamalarla yargılanacağını açıkladı. Venezuela’dan uluslararası çağrı: “Bu bir darbedir!”
Venezuela yönetimi ise durumu "ABD destekli darbe girişimi" olarak tanımladı. Maduro’nun kaçırılmasının ardından yapılan ilk resmi açıklamada, ülkenin egemenliğine yönelik bu saldırının tüm uluslararası toplum tarafından kınanması gerektiği vurgulandı. Bolivarcı hükümet, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşa çağrıda bulunarak ABD’nin eylemlerine karşı birlik olunması çağrısında bulundu. Dünya ikiye bölündü: Destekleyenler ve eleştirenler
Trump’ın Venezuela hamlesi, küresel çapta da siyasi kutuplaşmaları yeniden körükledi. Bazı ülkeler operasyonu açıkça kınarken, bazı Batılı devletler ise ABD’nin müdahalesini destekler nitelikte açıklamalarda bulundu. Uluslararası hukuk uzmanları ise bu tarz bir askeri müdahalenin, egemen bir devlete açık bir saldırı olduğunu ve bunun uluslararası hukukta yeri olmadığını savunuyor. Gözler yeraltı zenginliklerinde: Petrol, altın ve mineraller hedefte mi?
JD Vance'in açıklamaları, ABD’nin Venezuela'ya ilgisinin yalnızca “demokrasi getirme” iddiasından ibaret olmadığını açıkça gösterdi. Venezuela, 303 milyar varillik petrol rezerviyle dünyanın en büyük rezervine sahip ülkesi konumunda. Aynı zamanda altın, doğal gaz, elmas, koltan, bauksit gibi stratejik mineraller açısından da bir hazine niteliğinde. Trump yönetiminin daha önce yaptığı açıklamalarda da, Venezuela’nın bu dev kaynaklarının “yeniden işletilmesi ve Amerikan ekonomisine entegre edilmesi” gerektiği yönünde vurgular yapılmıştı. Vance’in sözleri, bu politik duruşun açık bir itirafı olarak yorumlandı. Amerika'nın yeni enerji politikası mı?
Uzmanlara göre, Trump yönetiminin Venezuela’ya yönelik sert adımları, ABD’nin enerji politikalarında yaşadığı dönüşümün bir yansıması olabilir. Enerjiye erişimde dışa bağımlılığı azaltmak isteyen Washington, Latin Amerika’daki bu devasa kaynakları “ulusal çıkar” olarak tanımlıyor. Bu nedenle, Maduro’nun devrilmesiyle birlikte Venezuela’nın yeni enerji denklemine Amerikan damgası vurulması hedefleniyor.