Türkiye’nin uzun süredir gündeminden düşmeyen Aleyna Çakır davasında kritik bir eşik daha aşıldı. Asıl adı Sema Esen olan ve 3 Haziran 2020’de Ankara Keçiören’deki evinde yaşamını yitirmiş halde bulunan genç kadının ölümüne ilişkin davada, sanık Ümitcan Uygun hakkında savcılık mütalaasını açıkladı. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Uygun için talep edilen ceza kamuoyunun dikkatini bir kez daha dosyaya çevirdi.
Cumhuriyet savcısı, sanığın “intihara teşvik etme ve intihar kararını kuvvetlendirme” ile “eziyet etme” suçlarından toplamda 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Bu talep, davanın seyrinde önemli bir aşama olarak kayıtlara geçti.
Savcı Ümitcan Uygun Hakkında Hangi Suçlardan Ceza Talep Etti?
Mahkeme salonunda açıklanan mütalaada, Ümitcan Uygun’un Sema Esen’e yönelik eylemlerinin iki ayrı suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Savcılık, dosyada yer alan deliller ve beyanlar doğrultusunda, sanığın genç kadını intihara sürüklediği ve psikolojik-fiziksel baskı uyguladığı kanaatine vardığını ortaya koydu.
Bu kapsamda Uygun’un, “intihara teşvik etmek ve intihar kararını kuvvetlendirmek” suçundan 10 yıla kadar, “eziyet etme” suçundan ise 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Böylece toplamda istenen ceza 15 yıla ulaştı.
Ümitcan Uygun’dan Dikkat Çeken Savunma
Duruşmada söz alan Ümitcan Uygun, yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini belirtti. Kamuoyunda dosyaya ilişkin yanlış bir algı oluşturulduğunu savunan Uygun, cinayet suçlamasından daha önce aklandığını ifade etti.
Mahkeme salonunda yaptığı savunmada şu sözleri kullandı:
“Doğru bilinen bir yanlış var. Aleyna Çakır dosyasında ben cinayetten yargılanıyormuşum gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Ben cinayetten aklandım. Ama karşı taraf medyayı, sosyal medyayı seviyor ve bu hale getirdi. Benim infaz sürem de doluyor ama çıkamıyorum, ‘tehlikeli tutuklu' statüm var.”
Savcının mütalaasına karşı da konuşan Uygun, dosyada aleyhine somut delil bulunmadığını ileri sürdü. Özellikle kamuoyuna yansıyan görüntüler üzerinden değerlendirme yapılmasına tepki gösteren sanık, şu ifadeleri kullandı:
“Hakkımda istenen cezayı kabul etmiyorum. Hakkımda bir delil yok. Medyaya yansıyan görüntü Aleyna'nın öldüğü gün gibi yansıtılıyor. Ama bu olay daha önce gerçekleşti. Ben Aleyna'yı öldürmedim ama nasıl oluyorsa, bir tokat atmışım, bunu da kabul ediyorum ve eziyet deniyor buna. Bir tokat atmak eziyetse Kızılay'da darağacı kurun, beni sallandırın.”
Bu sözler, duruşma salonunda tansiyonu yükselten anlar arasında yer aldı.
Dava Neden Bu Kadar Konuşuluyor?
Aleyna Çakır adıyla bilinen Sema Esen’in ölümü, 2020 yılından bu yana kamuoyunda geniş yankı uyandırıyor. 21 yaşındaki genç kadın, 3 Haziran 2020’de evinde boynunda iple asılı halde bulunmuştu. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında Ümitcan Uygun gözaltına alınmış, ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.
Süreç içinde sosyal medyada paylaşılan ve Uygun’un Esen’e şiddet uyguladığı iddia edilen görüntüler, dosyanın kamuoyundaki seyrini değiştirdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianamede, Esen’in yaşamına son verdiği ancak bu süreçte sanığın etkisinin bulunduğu değerlendirmesine yer verildi.
İsthaberler'in haberine göre duruşmada açıklanan mütalaa, davanın karar aşamasına doğru ilerlediğini gösterdi.
Mahkeme Duruşmayı Neden Erteledi?
Savcının esasa ilişkin görüşünü açıklamasının ardından mahkeme heyeti ara kararını duyurdu. Taraf avukatlarına mütalaaya karşı savunma hazırlamaları için süre verilmesine karar verildi. Dava, 22 Eylül tarihine ertelendi.
Bu erteleme, hem sanık cephesi hem de Esen ailesi açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki duruşmada yapılacak savunmaların ardından mahkemenin karar için bir adım daha yaklaşması bekleniyor.
Aleyna Çakır davası, hem hukuki boyutu hem de toplumsal yansımaları nedeniyle yakından izlenmeye devam ediyor. Ümitcan Uygun hakkında istenen 15 yıla kadar hapis cezası, davanın en önemli kırılma noktalarından biri olarak kayıtlara geçti.