Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine yönelik 4. Madde konsültasyonu kapsamında hazırladığı ön değerlendirme raporunu yayımladı. Raporda, enflasyondaki kademeli düşüş, Türk Lirası'na artan güven ve rezervlerdeki güçlenme öne çıkarılırken, daha yüksek reel faiz, gelir odaklı maliye politikası ve yapısal reform çağrısı dikkat çekti.
IMF’den Türkiye’ye: Para Politikasında Sıkılık Sürmeli
IMF, Türkiye'nin son dönemde attığı adımlarla enflasyonla mücadelede kararlılık gösterdiğini belirtti. Raporda, Merkez Bankası'nın uyguladığı sıkı para politikası pozitif bir adım olarak değerlendirilirken, bu sürecin devam etmesi gerektiği vurgulandı.
Ancak fon, enflasyonun hedeflenen seviyelere ulaşabilmesi için reel faizlerin daha da artırılması gerektiğini belirtti. Aynı zamanda, döviz kurlarında aşırı oynaklığın önlenmesi adına kur politikasının dikkatli bir şekilde yönetilmesi gerektiği ifade edildi.
Büyüme Sürüyor Ama Riskler Devam Ediyor
IMF, Türkiye ekonomisindeki büyümenin halen sağlam seyrini koruduğunu, ancak iç ve dış kaynaklı ekonomik kırılganlıkların sürdüğünü kaydetti. Özellikle dış şoklara karşı dayanıklılığın artırılması gerektiğine vurgu yapılırken, para ve maliye politikalarının güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Fonun değerlendirmesine göre, Türkiye’nin ekonomisinde elde edilen son kazanımların kalıcı hale gelmesi için yapısal reformlarla desteklenmesi şart.
Bütçe Disiplini ve Ücret Artışlarında Denge Çağrısı
IMF, 2024 yılında bütçe açığında yaşanan daralmanın enflasyonla mücadeleye katkı sağladığını belirterek, maliye politikasının önümüzdeki dönemde daha gelir odaklı şekilde sıkılaştırılması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca ücret artışlarının “ılımlı” düzeyde tutulması yönünde bir tavsiyede bulunan IMF, ücret politikalarının enflasyonla mücadelede kritik rol oynayacağını belirtti.
Raporda yer alan bir diğer dikkat çekici tahmin ise, 2025 yılı sonunda enflasyonun yaklaşık %33 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği yönünde oldu.
Yapısal Reformlar ve Sosyal Denge Gündemde
IMF, sıkı para ve maliye politikalarının kısa vadede büyüme üzerinde yavaşlatıcı etkiler yaratabileceğini kabul ederken, bu etkinin işgücü piyasası reformları, rekabetçilik artırıcı önlemler ve yapısal dönüşümlerle dengelenebileceğini ifade etti.
Özellikle dar gelirli kesimleri etkileyebilecek geçiş sürecinde sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği de raporda altı çizilen noktalar arasında yer aldı.
Rezervler Güçleniyor, TL’ye Güven Artıyor
Raporda, Türkiye ekonomisinde son dönemde yaşanan bazı pozitif gelişmelere de geniş yer verildi. Özellikle Merkez Bankası rezervlerindeki artış, pozitif reel faiz ortamı ve Türk Lirası’na olan güvenin yeniden tesis edilmesi, ekonomideki dengelenme sürecinin olumlu adımları olarak gösterildi.
IMF şu ifadeyi kullandı:
“Pozitif reel faizler, rezervlerdeki iyileşme ve sıkı para politikası Türkiye’de önemli kazanımlar sağladı. Ancak şoklara karşı dayanıklılığı artırmak için politikaların daha da güçlendirilmesi gerekiyor.”