2025 yılı asgari ücreti için geri sayım başlarken, kamuoyunda tartışmalar alevlendi. Hem uzmanların hem de vatandaşların ortak görüşü, mevcut ekonomik koşulların içinde yaşanabilir bir ücretin çok üzerinde artış gerektirdiği yönünde. Ancak beklentiler ile gerçekler arasında ciddi bir uçurum var. Piyasalarda konuşulan 28 bin TL’lik zam senaryosu, vatandaşın alım gücünü karşılamaktan çok uzak görünüyor. Peki asgari ücret ne kadar olacak? Komisyon nasıl şekillenecek? Zam oranı neye göre belirlenecek? İşte merak edilen tüm detaylar...
Ekonomi uzmanından dikkat çeken uyarı: “Pasta küçülüyor, çözüm sistemsel olmalı”
Merkez Bankası eski ekonomi uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş, asgari ücret tartışmalarına farklı bir bakış açısı getirdi. Sorunun yalnızca rakamsal değil, yapısal olduğunu söyleyen Toptaş, komisyon yapısında yapılacak değişikliklerin geçici çözüm sunabileceğini ancak köklü reformlar yapılmadan gerçek anlamda bir iyileşmenin sağlanamayacağını savundu. Toptaş, “Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda işçilerin temsil edilmediği bir yapı sağlıksız olur. Çünkü bu insanlar zaten ekonomik olarak en kırılgan grubu oluşturuyorlar” diyerek mevcut sürecin tarafsız bir şekilde ilerlemesinin şart olduğunu vurguladı. "Arabulucu komisyon" önerisi masada
Mevcut komisyonda devlet ve işveren tarafının çoğunlukta olmasının işçileri dezavantajlı konuma getirdiğini belirten Toptaş, çözüm önerisini şöyle açıkladı: “Komisyona akademisyenler, iş hukukçuları ya da tarafsız hakemler dahil edilmeli. Bu, karar mekanizmasında uzmanlığın artmasına ve uzlaşının kolaylaşmasına katkı sağlayabilir.” Ancak Toptaş’a göre, temel mesele ücretin kendisinden çok ekonominin genel durumu. “2025 yılı için konuşulan rakamlar, mevcut geçim şartlarının çok altında kalıyor” uyarısında bulundu. "Yüzde 30’un altı kabul edilemez"
Dr. Toptaş, yaşanan yüksek enflasyon ve temel ihtiyaç fiyatlarındaki artış göz önüne alındığında asgari ücrete en az yüzde 30’un üzerinde zam yapılması gerektiğini belirtti. Ancak bu zammın uygulanabilirliği de işverenin yükü ve genel ekonomi üzerindeki baskılarla sınırlı. Uzmanlara göre, hedeflenen enflasyona göre bir zam yapılması durumunda, toplumsal anlamda ciddi kırılmalar yaşanabilir. Çünkü bu oranda bir artışın temel giderleri karşılamayacağı, kiradan market alışverişine kadar her alanda vatandaşın zaten zorlandığı biliniyor. Vatandaş isyan ediyor: “28 bin TL harçlık gibi!”
Asgari ücretle geçinen milyonlarca vatandaş, beklentilerini artık alenen dile getiriyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar için 30 bin TL altı rakamlar “yaşamaya yetmez” olarak değerlendiriliyor. İzmirli bir vatandaş olan Mustafa Yıldız, “Kiralar 25 bin lira olmuş, 28 binle nasıl geçineceğiz? Bu ücretle yaşam değil, sadece hayatta kalma savaşı veriyoruz” diyerek sitemini dile getiriyor. Bir başka vatandaş, Selçuk Çelik ise fiyat artışlarının maaş zamlarını etkisizleştirdiğini belirtiyor: “Asgari ücreti 50 bin de yapsanız, ertesi gün her şey zamlanıyor. Sabit maliyetlerle maaş artmalı.” Komisyon dışı çözüm arayışı gündemde
Hükümet ve işveren temsilcileri arasında devam eden görüşmelerde henüz net bir uzlaşma sağlanabilmiş değil. Sendikaların Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmama kararı süreci daha da karmaşık hale getirdi. Uzmanlara göre, bu noktada klasik komisyon yapısının dışına çıkılarak daha şeffaf, bağımsız ve sosyal dengeyi gözeten alternatif bir mekanizma oluşturulması gerekiyor. Aksi takdirde, toplumda yaşanabilecek sosyal kırılmaların önü alınamayabilir.