Yaklaşık dokuz yıldır Fransa’nın en üst makamında bulunan Emmanuel Macron’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, siyaseti bırakıyor sözleriyle gündeme gelen karar, 2027’de sona erecek görev süresinin ardından aktif politikayı tamamen bırakacağını duyurmasıyla netleşti. Elysee Sarayı’ndaki ikinci döneminin bitiminde yeniden aday olmayacağını belirten Macron’un açıklaması, Fransa’da “Macron sonrası” sürece ilişkin tartışmaları hızlandırdı.
2027’den Sonra Aktif Siyaset Yok
Fransa Anayasası gereği üçüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olamayan Macron, 2027’de görev süresinin tamamlanmasının ardından herhangi bir siyasi pozisyonda yer almayacağını ifade etti. Başkanlık öncesinde aktif siyasette bulunmadığını hatırlatan Macron, görevini devrettikten sonra da benzer bir çizgi izleyeceğini dile getirdi. Bu açıklama, yalnızca Fransa’da değil Avrupa siyasetinde de yankı buldu. 2017’den bu yana Elysee Sarayı’nda bulunan 48 yaşındaki liderin, görev süresi sonrasında uluslararası bir misyon üstlenip üstlenmeyeceği ya da tamamen sivil hayata dönüp dönmeyeceği merak konusu oldu. “Macron Sonrası” Tartışmaları Başladı
Macron’un siyaseti bırakma kararı, ülkede yeni lider arayışlarının ve olası adayların daha erken konuşulmasına yol açtı. Özellikle merkez siyasetin geleceği, aşırı sağ ve sol partilerin konumu ve Avrupa Birliği politikalarının nasıl şekilleneceği, Fransa kamuoyunda en çok tartışılan başlıklar arasında yer aldı. 2017’de genç yaşta iktidara gelen ve iki dönem boyunca görev yapan Macron’un ardından nasıl bir siyasi tablo oluşacağı, şimdiden analizlerin odağında bulunuyor. Emmanuel Macron Kimdir?
Emmanuel Macron, 2017 yılında 39 yaşında seçilerek Fransa tarihinin en genç cumhurbaşkanı oldu. Siyaset öncesinde yatırım bankacılığı yapan Macron, François Hollande döneminde Ekonomi Bakanı olarak görev aldı. Geleneksel sağ ve sol partilerden bağımsız olarak kurduğu merkezci “En Marche” hareketiyle Fransız siyasetinde yeni bir sayfa açtı. Görev süresi boyunca emeklilik reformu gibi tartışmalı düzenlemeler ve “Sarı Yelekliler” protestoları gibi toplumsal hareketlerle karşı karşıya kalan Macron, dış politikada ise Avrupa Birliği’nin stratejik özerkliğini savunan bir çizgi izledi. Küresel krizlerde arabuluculuk girişimleriyle de sık sık uluslararası gündemde yer aldı.